Türk Tarihi’ni yeniden tartışmaya
açan kitap 2. baskısını yaptı.
İlk baskısı büyük
yankı uyandıran Servet Somuncuoğlu’nun kaleme aldığı “Taştaki Türkler” ikinci
baskısını yaptı.
Servet Somuncuoğlu; tam 4 yıl boyunca 6 ayrı ülkede 150 bin km.
yol kat ederek 138 gün saha çalışma sonucu binlerce kaya resmi, damga ve figür
fotoğrafladı. 2008 yılında titiz bir çalışma sonucu binlerce resim tasnif
edilerek editoryal çalışmaları tamamlandı ve 550 sayfalık bir eser ortaya çıkartıldı.
İlk baskısı AZ Yapı Yönetim Kurulu Üyeleri Cevdet Erdem ve Ali Coşkun ’un destekleri ile bin
adet basılarak büyük çoğunluğu akademik ve basın çevrelerine dağıtılmıştı. Yine
kitap yoğun istek üzerine Dekon İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Cevdet Erdem’in destekleri
ile 2. baskısını yaptı.
Kitabın sponsoru Dekon İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Cevdet Erdem,
sosyal bilimlerin resim, yazıt, heykel gibi görsel belgelerden önemli ölçüde
istifade ettiğini belirterek, “Tarihçiler bu belgelerden yola çıkarak tarihsel
olayları yorumlar, tarihlendirir ve yeniden kurgularlar. Maalesef ülkemizde bu konuda özellikle
İslamiyet öncesi Türk Tarihi konusunda yeterli ölçüde araştırma ve çalışma
yapılmamakta, sınırlı sayıdaki bireysel çaba ve desteklerin dışında yeterli
kaynak ayrılamamaktadır” dedi.
Cevdet Erdem ‘’Ben sadece durumdan görev çıkarttım, diyerek;
ortada insanüstü bir emekle hazırlanmış ve tarihsel misyonu olan bir eser vardı
ve bunun okuyucu ile buluşması gerekiyordu. Bu kutlu görev ikinci kez bana
nasip oldu’’ diye konuştu.
Yeni araştırmalara
kaynak olacak
‘’Sibirya’dan Anadolu’ya Taştaki Türkler’’ Türk tarihinin en
önemli belgeleri olan kaya yazıtlarının karşılaştırmalı olarak bir arada ele
alındığı bir eser olma özelliği ile tarihçiler, arkeologlar ve araştırmacılar
için bulunmaz bir kaynak.
Bilindiği gibi Türk Tarihi ile ilgili yazılan eser ve onlardan
hareketle yapılan çalışmalar (ki bunların çoğunluğu yabancı yayınlardır) büyük
hatalar ve bilgi eksiklikleri ile doludur. Türklerin Anadolu’ya 1071’de
geldikleri ya da Türklerin at sırtında orda oraya koşan medeniyet düşmanı bir
kavim oldukları konusunda yaygın bir önyargı egemendir. Taştaki Türkler; Türk tarihi ile ilgili bu yanlış algılamaları
yıkmış, Türk Medeniyeti’nin belgelerini bir araya toplamıştır. Bu bakımdan
bile, tarih araştırmacılarına kaynak olacak eşsiz bir eserdir.
Atatürk’ün vasiyeti
Bu yaygın önyargı ile ilgi olarak
da Atatürk Türk Tarihi ile ilgili bir sohbetinde;
‘’Tarih milletlerin dolayısıyla insanlığın
hafızasıdır. Tarih bize geçmişteki olayların nasıl cereyan ettiğini
öğretir, dolayısıyla kendimizi ve insanlığı tanıtır böylece geleceğin nasıl
olabileceğine dair ipuçları verir. Batılılara göre; Türkler medenî kabiliyete
sahip değillerdir. Medenî olamadıkları gibi medeniyet düşmanıdırlar. Sarı ırka
mensup olan Türkler fethettikleri yerlerdeki medeniyetleri yıkmışlardır. Ayrıca
Türklerin yaşadıkları topraklar kendilerine ait değildir. Batının önyargılarla
ileri sürdüğü bu iddiaların bir kısmı ülkemizde de tesirini göstermiştir.
“Türkiye’de epeyce bir dönem tarih araştırmaları gelişme göstermedi ve tarih
yazarlarımızdan büyük bir kısmı Avrupa tarihlerinden tercümeler yaparak Tarih
kitabı yazdıkları için Türklerin ikinci nevi bir insan tipi olduğu yolundaki
yanlış bilgiler memleketimizi de istila etmiş bulunuyordu.” Bu önyargılı iddialara cevap verebilmek söz konusu görüşlerin
yarattığı olumsuzlukları ortadan kaldırabilmek için tarihimizin en ince
ayrıntılarına kadar araştırılması ve öğretilmesi lâzımdır’’demiştir.
Orta Asya’yı
tanımadan Anadolu’yu anlamak zor
Kitabın yazarı Servet Somuncuoğlu,
Sibirya’dan Anadolu’ya
Taştaki Türkler’in için çalışmalarına
Sibirya’daki Ulan-Ude’den başlamış, Moğolistan, Tuba, Hakasya, Gorno Altay’da
devam etmiştir. Kazakistan, Kırgızistan, Azerbaycan’da araştırmalar yaptıktan
sonra Türkiye’de Kars’ın Kağızman ilçesinin Camuşlu köyü, Şaban köyü ve Kurban
Ağa mağarasında, Erzurum’daki Cunni mağarasında, Erzincan’ın Kemaliye
ilçesindeki Dilli vadisindeki kaya yazıtı alanlarını fotoğrafladı ve tasnif
etti. Ordu’nun Mesudiye İlçesi Esatlı Köyü’nde, Hakkâri’nin Yüksekova
ilçesindeki Gevaruk Yaylası’nda, Antalya-Beldibi ile İzmir’in Ödemiş
ilçesinin Konaklı beldesinde yeni bulunan kaya yazıtı alanlarını
fotoğrafladıktan sonra araştırmasının buraya kadar olan kısmında elde ettiği
bulgu ve belgeleri bu kitapta topladı. Kitapta da görüleceği gibi saha
araştırması yapılan yerlerdeki kaya resimlerdeki benzerlik ve içerik çok önemli
bilgileri gözler önüne sermiştir. Bu nedenle Türkiye’nin sosyal ve etnik yapısı
hakkında araştırma yapanların ve moda söylemle Türkiye’de mozaikten
bahsedenlerin "Sibirya’dan
Anadolu’ya Taştaki Türkler" adlı esere bakmalarında fayda
olacaktır. Şurası bir gerçektir ki; Orta
Asya’yı bilmeyen Anadolu’yu anlayamaz…
Eser Türkçe ve İngilizce hazırlanmış, yazılarıyla Taşağıl, Vasilev
ve Alok katkı yapmıştır. Prof. Dr. Ahmet Tasağıl’ın "Bilinen Tarihin Şafağında Eski Türk
Tarihinin Zaman ve Mekânda Yeri", Prof. Dr. Dmitry D.
Vasilev’in "Geçmişten
Gelen Sesler".Ersin Alok’un "Kaya Resimlerine Bakış",
başlıklı yazılarının yanında, esere Mimar Sinan Üni. Fen-Ed. Fak.
Tarih Bölümü Başkanı Prof.Dr.AHMET TAŞAĞIL danışmanlık yapmıştır.
Ortak bilinç
İnsanlığın
ortak kültür mirasını, ortak bilinçaltı ve bilginin ilk izleri, Servet Somuncuoğlu'nun
bu çalışmaları sayesinde,
"Sibirya'dan Anadolu'ya Taştaki Türkler" kitabında ebediyen
koruma altına alınmış oldu.
Servet Somuncuoğlu, kitabını şöyle tanımlıyor:
"Yaklaşık dört yıllık bir
zaman içinde 150 bin kilometre ve 138 gün saha çalışması ile ortaya çıkan bu
kitapta sahalardan örneklemeler yapılmıştır. Kırgızistan'daki Saymalıtaş kaya
resmi alanından mevcut olan yüz bin resmin tamamı için ciltler dolusu kitap
yapılabilir. Kazakistan'daki Tamgalı Say, Altay- Tuva - Hakasya bölgesindeki
kaya resmi alanları ve Abakan, Minusinsk, Kızıl müzelerindeki buluntulardan
ciltler dolusu albümler çıkar. Biz bu kitapta belirgin resimleri örneklemeye
çalıştık. Yine de düşündüğümüz hacmin çok üzerinde bir kitap ortaya çıktı. Bugüne
kadar ihmal edilen Anadolu kaya resmi alanlarına da özel dikkat çekmek
gerekiyor. Henüz koruma altına alınmamış
alanların bir an önce özel koruma bölgesi ilan edilmesi gerekiyor.
Ulaşılması çok zor alanlar dışında kalan alanlarda maalesef ki insan eliyle
yapılan tahribatlar had safhada, özellikle de kaya resimleri üzerine yazılan
duvar yazıları, iç acıtıcı boyutlarda. Kime ait olduğu konusunda devam edip
giden tartışmalar bir yana kalsın, bu alanlar bütün insanlığın ortak kültür mirası, ortak bilinçaltı ve
bilginin ilk izlerini taşıyorlar. Küçük de olsa, birkaç adımla, bu izlerin
bir kısmını tahrip olmadan tespit etmiş olduk bu çalışma ile. Kaya resmi
alanlarındaki çizilmiş figürlerin tek - tek yorumlanması ise başka bir çalışma
alanı. Resimler hakkında genel olarak bilgimiz oluştu, ortak kodları gördük.
Kitapta her resmin altına bilgi yazmayı uygun görmedik, karşılaştırmalı olarak
bakıldığında resimler ortak bir dili ve ifade ediş tarzını anlatıyor zaten. Bu
resimlerin tarihlenmesi ve tek tek çözümlenmesi ise ayrı bir uzmanlık alanıdır.
Bizim ısrarla üzerinde durduğumuz konu, resimler arasındaki
benzerliklerdir."
10 Bin yıllık kayıp miras
Servet Somuncuoğlu'nun
"Taştaki Türkler" kitabında Sibirya'dan Anadolu'ya uzanan
yaylalardaki kayalara nakşedilmiş kaya resimleri (petroglifler), 10-15 bin yıl
öncesine dayanıyor. Bilim adamları, petrogliften alfabeye geçebilmek için en az
10 bin yıllık bir sürecin gerekli olduğunu belirtiyorlar. Bu bilimsel veriye
dayanarak, yalnız Türklerin değil, insanlığın en azından 10 bin yıllık kayıp
mirası söz konusudur.
Servet Somuncuoğlu kimdir?
Aslen Giresun Eynesil'li
olup,1964'te Bursa - Karacabey'de doğdu. Arifiye Öğretmen Lisesi, Erzurum
Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı
Bölümü, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi
bölümlerinden mezun oldu.
1988 - 2004 arası TRT İstanbul
Radyosu'nda yapımcı olarak çalıştı ve Günle Gelen, Günün İçinden, Müzikli
Edebiyat, Yeni Bakışlar, Türkülerle Yaşamak, Aşkın Has Bahçesinde, Tarihte
Yolculuk ve Tarihin Büyük İhanetleri programlarını hazırladı.
Türk Edebiyatı ve Atlas
dergilerinde yazmaktadır. 2005 yılı temmuz ayında "Saymalı Taş- Türklerin
Bilinçaltı" çalışmasını Kırgızistan'da tamamladı ve Atlas Dergisinin
Aralık 2005 sayısında yayınladı, 2007 yılının Aralık ve 2008 Ocak Atlas
sayılarında "Taştaki Türkler" konusunu fotoğraf ve yazı kendisine ait
olmak üzere dosya olarak hazırladı.
1740 – 1962 yılları arasında
Türkiye'de yaşayan ve 1962 yılında Rusya'ya göç eden Manyas-Akşehir Kazakları
ve Kars Malakanlarının göç hikâyesini anlatan "Don Kazakları", ve "Gallemit"
adlı eseri Bilgeoğuz Yayınları'ndan çıktı.
Fotoğraf çalışmalarına kesintisiz
olarak devam etmekte olan Somuncuoğlu; Rusya, Çin, Moğolistan, Kazakistan,
Kırgızistan, Azerbaycan, Kosova, Macaristan, Avusturya ve Kanada'da çekimler
yapmıştır. Anadolu Çiçekleri, İnsan Anadolu, Şimdi Dem Zamanı, Dumanda Yaşamak,
Tanrı Dağlarından, Krater Gölleri konulu fotoğraf projelerinin çekimlerine
devam etmektedir. Ayrıca, Türk tarihinin antik döneminin belgeleri olan kaya
resimleri, damgalar ve eski Türk yazıtlarıyla ilgili çekim ve kitap
çalışmalarını sürdürmektedir.
Servet Somuncuoğlu; Yapım-Yönetim
ve Metin yazarlığını yaptığı ve TRT tarafından yayınlanan "Karlı Dağlardaki Sır" adlı belgesel ile TÜRKSAV 12. Türk Dünyası Hizmet Ödülünü aldı.
1. Baskısı A-Z İnşaat'ın desteğiyle yayınlanan "Sibirya'dan Anadolu'ya
Taştaki Türkler" kitabı ile 2008 yılı TGC
Sedat Simavi Sosyal Bilimler Araştırma Ödülünü aldı. 2009 yılında Ankara
Güdül Salihler Köyü’nde bulunan yeni kaya yazıtı alanlarının konu edildiği ‘’DAMGALARIN GÖÇÜ’’ belgeseli ile de
yeni bir tartışmayı da gündeme taşıdı: ‘’Türkler Anadolu’ya ilk ne zaman
geldi?. Kazdağlarındaki Koşuburnu Köyü’nde çekilen bir diğer belgeselde de 4000
yıllık gelenek ve kültürü yaşatmaya çalışan Tahtacı Türkmenlerini konu alan ‘’ZAMANA KARŞI’’ adlı belgesel TRT Belgesel
kanalında Nisan 2011 de yayınlandı. ’’Halen TRT İstanbul Televizyonu’nda
yapımcı – yönetmen olarak çalışmakta olan yazar; bir başka başyapıt olacak
eseri de ‘’SAYMALITAŞ-GÖKYÜZÜ ATLARI’’
adı ile yayınladı. Kırgızistan’daki Tanrı Dağları’nda bulunan SAYMALITAŞ bölgesindeki yaklaşık
100.000 kaya resminin ele alındığı eser şu günlerde piyasada olacak.
Araştırmacı yazar ve fotoğrafçı
Somuncuoğlu bu alanda ses getirecek ve her biri birer başyapıt olacak
eserlerinin çalışmalarına aralıksız devam etmektedir.







0 yorum:
Yorum Gönder