4 Şubat 2012 Cumartesi

Türk Tarihi’ni yeniden tartışmaya açan kitap 2. baskısını yaptı.


Türk Tarihi’ni yeniden tartışmaya açan kitap 2. baskısını yaptı.
İlk baskısı büyük yankı uyandıran Servet Somuncuoğlu’nun kaleme aldığı “Taştaki Türkler” ikinci baskısını yaptı.

Servet Somuncuoğlu; tam 4 yıl boyunca 6 ayrı ülkede 150 bin km. yol kat ederek 138 gün saha çalışma sonucu binlerce kaya resmi, damga ve figür fotoğrafladı. 2008 yılında titiz bir çalışma sonucu binlerce resim tasnif edilerek editoryal çalışmaları tamamlandı ve 550 sayfalık bir eser ortaya çıkartıldı. İlk baskısı AZ Yapı Yönetim Kurulu Üyeleri Cevdet Erdem ve Ali Coşkun’un destekleri ile bin adet basılarak büyük çoğunluğu akademik ve basın çevrelerine dağıtılmıştı. Yine kitap yoğun istek üzerine Dekon İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Cevdet Erdem’in destekleri ile 2. baskısını yaptı.

Kitabın sponsoru Dekon İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Cevdet Erdem, sosyal bilimlerin resim, yazıt, heykel gibi görsel belgelerden önemli ölçüde istifade ettiğini belirterek, “Tarihçiler bu belgelerden yola çıkarak tarihsel olayları yorumlar, tarihlendirir ve yeniden kurgularlar.  Maalesef ülkemizde bu konuda özellikle İslamiyet öncesi Türk Tarihi konusunda yeterli ölçüde araştırma ve çalışma yapılmamakta, sınırlı sayıdaki bireysel çaba ve desteklerin dışında yeterli kaynak ayrılamamaktadır” dedi.

Cevdet Erdem ‘’Ben sadece durumdan görev çıkarttım, diyerek; ortada insanüstü bir emekle hazırlanmış ve tarihsel misyonu olan bir eser vardı ve bunun okuyucu ile buluşması gerekiyordu. Bu kutlu görev ikinci kez bana nasip oldu’’ diye konuştu.

Yeni araştırmalara kaynak olacak
‘’Sibirya’dan Anadolu’ya Taştaki Türkler’’ Türk tarihinin en önemli belgeleri olan kaya yazıtlarının karşılaştırmalı olarak bir arada ele alındığı bir eser olma özelliği ile tarihçiler, arkeologlar ve araştırmacılar için bulunmaz bir kaynak.

Bilindiği gibi Türk Tarihi ile ilgili yazılan eser ve onlardan hareketle yapılan çalışmalar (ki bunların çoğunluğu yabancı yayınlardır) büyük hatalar ve bilgi eksiklikleri ile doludur. Türklerin Anadolu’ya 1071’de geldikleri ya da Türklerin at sırtında orda oraya koşan medeniyet düşmanı bir kavim oldukları konusunda yaygın bir önyargı egemendir. Taştaki Türkler; Türk tarihi ile ilgili bu yanlış algılamaları yıkmış, Türk Medeniyeti’nin belgelerini bir araya toplamıştır. Bu bakımdan bile, tarih araştırmacılarına kaynak olacak eşsiz bir eserdir.

Atatürk’ün vasiyeti
Bu yaygın önyargı ile ilgi olarak da Atatürk Türk Tarihi ile ilgili bir sohbetinde;
 ‘’Tarih milletlerin dolayısıyla insanlığın hafızasıdır. Tarih bize geçmişteki olayların nasıl cereyan ettiğini öğretir, dolayısıyla kendimizi ve insanlığı tanıtır böylece geleceğin nasıl olabileceğine dair ipuçları verir. Batılılara göre; Türkler medenî kabiliyete sahip değillerdir. Medenî olamadıkları gibi medeniyet düşmanıdırlar. Sarı ırka mensup olan Türkler fethettikleri yerlerdeki medeniyetleri yıkmışlardır. Ayrıca Türklerin yaşadıkları topraklar kendilerine ait değildir. Batının önyargılarla ileri sürdüğü bu iddiaların bir kısmı ülkemizde de tesirini göstermiştir. “Türkiye’de epeyce bir dönem tarih araştırmaları gelişme göstermedi ve tarih yazarlarımızdan büyük bir kısmı Avrupa tarihlerinden tercümeler yaparak Tarih kitabı yazdıkları için Türklerin ikinci nevi bir insan tipi olduğu yolundaki yanlış bilgiler memleketimizi de istila etmiş bulunuyordu.” Bu önyargılı iddialara cevap verebilmek söz konusu görüşlerin yarattığı olumsuzlukları ortadan kaldırabilmek için tarihimizin en ince ayrıntılarına kadar araştırılması ve öğretilmesi lâzımdır’’demiştir.

Orta Asya’yı tanımadan Anadolu’yu anlamak zor
Kitabın yazarı Servet Somuncuoğlu, Sibirya’dan Anadolu’ya Taştaki Türkler’in için çalışmalarına Sibirya’daki Ulan-Ude’den başlamış, Moğolistan, Tuba, Hakasya, Gorno Altay’da devam etmiştir. Kazakistan, Kırgızistan, Azerbaycan’da araştırmalar yaptıktan sonra Türkiye’de Kars’ın Kağızman ilçesinin Camuşlu köyü, Şaban köyü ve Kurban Ağa mağarasında, Erzurum’daki Cunni mağarasında, Erzincan’ın Kemaliye ilçesindeki Dilli vadisindeki kaya yazıtı alanlarını fotoğrafladı ve tasnif etti. Ordu’nun Mesudiye İlçesi Esatlı Köyü’nde, Hakkâri’nin Yüksekova ilçesindeki Gevaruk Yaylası’nda, Antalya-Beldibi ile  İzmir’in Ödemiş ilçesinin Konaklı beldesinde yeni bulunan kaya yazıtı alanlarını fotoğrafladıktan sonra araştırmasının buraya kadar olan kısmında elde ettiği bulgu ve belgeleri bu kitapta topladı. Kitapta da görüleceği gibi saha araştırması yapılan yerlerdeki kaya resimlerdeki benzerlik ve içerik çok önemli bilgileri gözler önüne sermiştir. Bu nedenle Türkiye’nin sosyal ve etnik yapısı hakkında araştırma yapanların ve moda söylemle Türkiye’de mozaikten bahsedenlerin "Sibirya’dan Anadolu’ya Taştaki Türkler" adlı esere bakmalarında fayda olacaktır. Şurası bir gerçektir ki; Orta Asya’yı bilmeyen Anadolu’yu anlayamaz…
Eser Türkçe ve İngilizce hazırlanmış, yazılarıyla Taşağıl, Vasilev ve Alok katkı yapmıştır. Prof. Dr. Ahmet Tasağıl’ın "Bilinen Tarihin Şafağında Eski Türk Tarihinin Zaman ve Mekânda Yeri", Prof. Dr. Dmitry D. Vasilev’in "Geçmişten Gelen Sesler".Ersin Alok’un "Kaya Resimlerine Bakış", başlıklı yazılarının yanında, esere Mimar Sinan Üni. Fen-Ed. Fak. Tarih Bölümü Başkanı Prof.Dr.AHMET TAŞAĞIL danışmanlık yapmıştır.
Ortak bilinç
İnsanlığın ortak kültür mirasını, ortak bilinçaltı ve bilginin ilk izleri, Servet Somuncuoğlu'nun bu çalışmaları sayesinde, "Sibirya'dan Anadolu'ya Taştaki Türkler" kitabında ebediyen koruma altına alınmış oldu.

Servet Somuncuoğlu, kitabını şöyle tanımlıyor:
"Yaklaşık dört yıllık bir zaman içinde 150 bin kilometre ve 138 gün saha çalışması ile ortaya çıkan bu kitapta sahalardan örneklemeler yapılmıştır. Kırgızistan'daki Saymalıtaş kaya resmi alanından mevcut olan yüz bin resmin tamamı için ciltler dolusu kitap yapılabilir. Kazakistan'daki Tamgalı Say, Altay- Tuva - Hakasya bölgesindeki kaya resmi alanları ve Abakan, Minusinsk, Kızıl müzelerindeki buluntulardan ciltler dolusu albümler çıkar. Biz bu kitapta belirgin resimleri örneklemeye çalıştık. Yine de düşündüğümüz hacmin çok üzerinde bir kitap ortaya çıktı. Bugüne kadar ihmal edilen Anadolu kaya resmi alanlarına da özel dikkat çekmek gerekiyor. Henüz koruma altına alınmamış alanların bir an önce özel koruma bölgesi ilan edilmesi gerekiyor. Ulaşılması çok zor alanlar dışında kalan alanlarda maalesef ki insan eliyle yapılan tahribatlar had safhada, özellikle de kaya resimleri üzerine yazılan duvar yazıları, iç acıtıcı boyutlarda. Kime ait olduğu konusunda devam edip giden tartışmalar bir yana kalsın, bu alanlar bütün insanlığın ortak kültür mirası, ortak bilinçaltı ve bilginin ilk izlerini taşıyorlar. Küçük de olsa, birkaç adımla, bu izlerin bir kısmını tahrip olmadan tespit etmiş olduk bu çalışma ile. Kaya resmi alanlarındaki çizilmiş figürlerin tek - tek yorumlanması ise başka bir çalışma alanı. Resimler hakkında genel olarak bilgimiz oluştu, ortak kodları gördük. Kitapta her resmin altına bilgi yazmayı uygun görmedik, karşılaştırmalı olarak bakıldığında resimler ortak bir dili ve ifade ediş tarzını anlatıyor zaten. Bu resimlerin tarihlenmesi ve tek tek çözümlenmesi ise ayrı bir uzmanlık alanıdır. Bizim ısrarla üzerinde durduğumuz konu, resimler arasındaki benzerliklerdir."

10 Bin yıllık kayıp miras
Servet Somuncuoğlu'nun "Taştaki Türkler" kitabında Sibirya'dan Anadolu'ya uzanan yaylalardaki kayalara nakşedilmiş kaya resimleri (petroglifler), 10-15 bin yıl öncesine dayanıyor. Bilim adamları, petrogliften alfabeye geçebilmek için en az 10 bin yıllık bir sürecin gerekli olduğunu belirtiyorlar. Bu bilimsel veriye dayanarak, yalnız Türklerin değil, insanlığın en azından 10 bin yıllık kayıp mirası söz konusudur.



Servet Somuncuoğlu kimdir?
Aslen Giresun Eynesil'li olup,1964'te Bursa - Karacabey'de doğdu. Arifiye Öğretmen Lisesi, Erzurum Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi bölümlerinden mezun oldu.
1988 - 2004 arası TRT İstanbul Radyosu'nda yapımcı olarak çalıştı ve Günle Gelen, Günün İçinden, Müzikli Edebiyat, Yeni Bakışlar, Türkülerle Yaşamak, Aşkın Has Bahçesinde, Tarihte Yolculuk ve Tarihin Büyük İhanetleri programlarını hazırladı.
Türk Edebiyatı ve Atlas dergilerinde yazmaktadır. 2005 yılı temmuz ayında "Saymalı Taş- Türklerin Bilinçaltı" çalışmasını Kırgızistan'da tamamladı ve Atlas Dergisinin Aralık 2005 sayısında yayınladı, 2007 yılının Aralık ve 2008 Ocak Atlas sayılarında "Taştaki Türkler" konusunu fotoğraf ve yazı kendisine ait olmak üzere dosya olarak hazırladı.
1740 – 1962 yılları arasında Türkiye'de yaşayan ve 1962 yılında Rusya'ya göç eden Manyas-Akşehir Kazakları ve Kars Malakanlarının göç hikâyesini anlatan "Don Kazakları", ve "Gallemit" adlı eseri Bilgeoğuz Yayınları'ndan çıktı.
Fotoğraf çalışmalarına kesintisiz olarak devam etmekte olan Somuncuoğlu; Rusya, Çin, Moğolistan, Kazakistan, Kırgızistan, Azerbaycan, Kosova, Macaristan, Avusturya ve Kanada'da çekimler yapmıştır. Anadolu Çiçekleri, İnsan Anadolu, Şimdi Dem Zamanı, Dumanda Yaşamak, Tanrı Dağlarından, Krater Gölleri konulu fotoğraf projelerinin çekimlerine devam etmektedir. Ayrıca, Türk tarihinin antik döneminin belgeleri olan kaya resimleri, damgalar ve eski Türk yazıtlarıyla ilgili çekim ve kitap çalışmalarını sürdürmektedir.
Servet Somuncuoğlu; Yapım-Yönetim ve Metin yazarlığını yaptığı ve TRT tarafından yayınlanan "Karlı Dağlardaki Sır" adlı belgesel ile TÜRKSAV 12. Türk Dünyası Hizmet Ödülünü aldı. 1. Baskısı A-Z İnşaat'ın desteğiyle yayınlanan "Sibirya'dan Anadolu'ya Taştaki Türkler" kitabı ile 2008 yılı TGC Sedat Simavi Sosyal Bilimler Araştırma Ödülünü aldı. 2009 yılında Ankara Güdül Salihler Köyü’nde bulunan yeni kaya yazıtı alanlarının konu edildiği ‘’DAMGALARIN GÖÇÜ’’ belgeseli ile de yeni bir tartışmayı da gündeme taşıdı: ‘’Türkler Anadolu’ya ilk ne zaman geldi?. Kazdağlarındaki Koşuburnu Köyü’nde çekilen bir diğer belgeselde de 4000 yıllık gelenek ve kültürü yaşatmaya çalışan Tahtacı Türkmenlerini konu alan ‘’ZAMANA KARŞI’’ adlı belgesel TRT Belgesel kanalında Nisan 2011 de yayınlandı. ’’Halen TRT İstanbul Televizyonu’nda yapımcı – yönetmen olarak çalışmakta olan yazar; bir başka başyapıt olacak eseri de ‘’SAYMALITAŞ-GÖKYÜZÜ ATLARI’’ adı ile yayınladı. Kırgızistan’daki Tanrı Dağları’nda bulunan SAYMALITAŞ bölgesindeki yaklaşık 100.000 kaya resminin ele alındığı eser şu günlerde piyasada olacak.
Araştırmacı yazar ve fotoğrafçı Somuncuoğlu bu alanda ses getirecek ve her biri birer başyapıt olacak eserlerinin çalışmalarına aralıksız devam etmektedir.

0 yorum:

Yorum Gönder