13 Temmuz 2012 Cuma

TARİHİMİZİN ANIT TAŞLARI


ORHUN ANITLARI
Kül Tegin: II. Türk hakanlığının (682-744 yılları) prenslerinden olup 684-731 yılları arasında yaşamıştır. Ağabeyi Bilge Kağan (683-734) ile bir çok savaşa katılmış, kahramanlıklar göstermiş, sonuçta da kahramanlığına karşı duyulan saygıdan dolayı cenazesine İstanbul'dan (Bizans) Xian'a (Chang'an, Çin'in o zamanki başkenti) varana değin bir çok ülkeden temsilciler gelmiştir. Böylesine ünlü ve kahraman olmasından dolayı da ağabeyi Bilge Kağan onun anısına bir yazıt diktirmiştir (732 yılı). Amcaları ve hakanlığın baş veziri olan Tunyukuk'un yazıtı tam olarak ne zaman dikilmiştir bunu bilemiyoruz. Bilge Kağan yazıtı ise 735 yılında dikilmiştir.

Tarihe Işık Tutan Posterler

TARİHİMİZİN ANIT TAŞLARI
20 Ekim 1915 tarihinde,  Müslümanların Halifesi Osmanlı Hükümdarı Sultan V. Mehmet Reşat Han, yeryüzündeki bütün Türklerin Hakanı sıfatıyla Danimarkalı dil âlimi  Wilhelm Thomsen'i birinci dereceden Mecidi Nişanı ile ödüllendirir.
Türkiye'den binlerce kilometre uzakta eski Türk yurdunda Türklüğün şahadet parmakları olarak yükselen anıtlar, bulundukları günden bu yana bütün Türk dünyasının ilgisini üzerinde toplamıştır. Bu ilgi sadece Türk Dünyası ile sınırlı kalmamış, farklı milletlere mensup birçok bilgin için cazibe merkezi olmuştur. Türk kültürünün anıt eserlerinin başında gelen bu yazılı taşlar, aynı zamanda bütün insanlığın ortak kültür değeri olarak da tescillenmiştir.
Türk tarihinin en önemli belgelerinin başında gelen Orhun Anıtları, Göktürk İmparatorluğu'nun üç önemli ismi ''Kül Tegin,'' ''Bilge Kağan'' ve ''Bilge Tonyukuk''adına dikilen anıt mezar taşlarıdır. Bu anıtlarda yer alan satırları okuyan Danimarkalı dil bilgini Wilhelm Thomsen'in Sultan V. Mehmet Reşat Han tarafından ödüllendirilmesi, yakın tarihimiz açısından son derece önemli işaretler taşımaktadır. Bizi hareket geçiren işte bu işarettir; ''milletimizin ve kültürümüzün devamlılığı.'' 
ATATÜRK'ÜN NOTU
Kültürdeki süreklilik, milletin devamlılığı ilkesinin yegâne temel taşıdır. Kültür tekrar edildikçe çoğalır, güçlenir ve büyür. İşte bu sebeptendir ki; Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Orhun Anıtları'na dair okuduğu kitapta''Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe senin ilini, töreni kim bozabilir'' satırlarının yanına''Büyük Nutuk, işte  bu cümleyi anlatmaktadır'' diye, bizzat kendi el yazısı ile not düşmüştür. 2001 yılında Bilge Kağan Hazineleri Türk bilim heyeti tarafından bulunmuş, 2007 yılında ise Karakurum - Orhun arasında Türkiye'nin yaptırdığı yol ve anıt alanında yine Türkiye tarafından müze açılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, tarihinin derin izlerini taşıyan bu anıtlara sahip çıkmayı her dönemde büyük bir borç olarak kabul etmiş, bu borcunu layığı ile ödemek için elinden geleni yapmıştır.
''MAVİ GÖK İLE YAĞIZ YER ARASINDA'' ORHUN ANITLARI
Orhun Anıtları'nı önemli kılan nedenlerden biri de, tarihte Türk  sözünün ve adının geçtiği ilk belge olarak kabul edilmeleridir. Orhun Anıtları'nı bir anlamda Türk Tarihi'nin antik dönem belgelerinin sonuncusu olarak niteleyebiliriz. Anıtlardan sonra farklı bir medeniyet anlayışı ve kültür çevresine geçilmiştir. Derin kökleri binlerce yıl öncesine kadar giden Türk Milleti Orhun Anıtları zirvesine gelene kadar, kendi evren, medeniyet ve dünyaya bakış açısını taşlar üzerine kazımıştır. Günümüze kadar ulaşan, taşlar üzerinde kaya resimlerinden başlayıp, dua ve dilek içeren metinlere kadar uzanan binlerle ifade edilecek belge ve kaya yazıtı vardır. Bugüne kadar tarih içindeki bu kıymetli  hazine  birçok akademisyen, araştırmacı ve yazarın  gayreti ile farklı kitaplarda buluşma şansına erişmiştir. Poster seti çalışması, Türk tarihinin en önemli belgesi sayılan, Türklerin taşlar üzerindeki son sözü ve şahikası olan Orhun Anıtları'na gitme imkânını bulamayanlara, anıtları ve kısmen de olsa oraları görsel olarak anlatmayı amaçlamaktadır.
ORHUN ANITLARI POSTER SETİ
Poster seti çalışması ile tarihimiz ve kültür birliğimiz açısından büyük önem taşıyan bu anıt taşlar, bir kere daha Türkiye ile kucaklaşacaktır. İşte bu amaçla iki ayrı sunum halinde hazırladığımız Orhun Anıtları Poster Seti'ni Türk ve dünya kültürünün hizmetine sunmuş bulunmaktayız.  
70 x 100 boyutunda 10 ayrı posterden oluşan birinci set, Kültigin Anıtı ile Tonyukuk Anıtı I. Taş'ın doğu-batı-kuzey- güney yüzleri ile Tonyukuk Anıtı II. Taş batı ve güney yüzlerini içermektedir. Bu setin amacı, yazıtların aslından okunabilmesini sağlamaktır.
50 x 70 boyutunda 20 ayrı posterden oluşan ikinci set ise birinci set ile aynı özellikleri içermekle birlikte, anıtların çevresi ve 2001 yılında Türk bilim adamlarının yaptığı kazı çalışması ile ortaya çıkarılan ve bugün Ulan Bator müzesinde sergilenen Bilge Kağan Hazinesinden örnekleri içermektedir.
Fotoğraf altlarına düşülen küçük notlarda sadece fotoğrafın kimliği belirtilmiş, okuma bilgilerinin hiç biri özellikle koyulmamıştır. Günümüz Türkçesi ile yazıtların okumaları ayrı bir kitapçık olarak eklenmiştir. Bu bakımdan da İlköğretimden liselere  ve Üniversitelere de ders aracı olabilecek bir kaynaktır.
Poster sunumunda yer alan fotoğraflar içinde Kül Tegin anıtı ayrı bir anlam taşımaktadır. Servet Somuncuoğlu'nun 2006 yılında gerçekleştirdiği fotoğraf çekimleri esnasında açık alanda yer alan Kül Tegin Anıtı, 2007 yılında Türkiye tarafından yaptırılan müzede koruma altına alınmıştır. Bu yönü ile Kül Tegin Anıtı fotoğrafları ayrı bir anlam taşımaktadır.
Doğu Göktürk Kağanlığının kuruluşunda önemli rol oynayan Kül Tegin adına (732), yine devletin kuruluşunda büyük görevler üstlenen Bilge Tonyukuk adına (725) ve devletin kurucusu Bilge Kağan adına (735) yılında dikilen anıtlar, insanlık ve Türk Milleti adına sonsuza uzanan seslerdir.     
Orhun Anıtları; Türk tarihinin en önemli belgelerinin başında gelir. Dünya kültür mirası içinde de önemli yer tutmaktadır ve kültür tarihimizin taşlar üzerine yazılı anıt belgeleridir.
''Orhun Anıtları Poster Seti'' içinde ayrıca okuma kitapçığı da bulunmaktadır.
Orhun Anıtları'nın okumalarını ve günümüz Türkçesine uyarlamalarını gerçekleştiren Mimar Sinan Üni. Fen-Ed. Fak. Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr.  AHMET TAŞAĞIL'a ve  Yıldız Üni. Fen - Ed. Fak. Türk Dili  ve Edebiyatı Bölüm Başk.  Prof. Dr. MEHMET ÖLMEZ'e çalışmalarından ve katkılarından dolayı teşekkür ederiz.

ATATÜRK'ÜN TARİH ANLAYIŞI

Tarih milletlerin dolayısıyla insanlığın hafızasıdır.  Tarih bize geçmişteki olayların nasıl cereyan ettiğini öğreterek hali dolayısıyla kendimizi ve insanlığı tanıtır böylece geleceğin nasıl olabileceğine dair ipuçları verir.
Batılılara göre; Türkler medenî kabiliyete sahip değillerdir. Medenî olamadıkları gibi medeniyet düşmanıdırlar. Sarı ırka mensup olan Türkler fethettikleri yerlerdeki medeniyetleri yıkmışlardır. Ayrıca Türklerin yaşadıkları topraklar kendilerine ait değildir.
Batının önyargılarla ileri sürdüğü bu iddiaların bir kısmı ülkemizde de tesirini göstermiştir. Türkiye’de epeyce bir dönem tarih araştırmaları gelişme göstermedi ve tarih yazarlarımızdan büyük bir kısmı Avrupa tarihlerinden tercümeler yaparak Tarih kitabı yazdıkları için Türklerin ikinci nevi bir insan tipi olduğu yolundaki yanlış bilgiler memleketimizi de istila etmiş bulunuyordu. Bu önyargılı iddialara cevap verebilmek söz konusu görüşlerin yarattığı olumsuzlukları ortadan kaldırabilmek için tarihimizin en ince ayrıntılarına kadar araştırılması ve öğretilmesi lâzımdır.
Tarihimiz insanlık tarihi kadar eski olmasına rağmen Atatürk’e kadar gerektiği gibi araştırılıp ortaya konulamamıştır..
Kültürdeki süreklilik, milletin devamlılığı ilkesinin yegâne temel taşıdır. Kültür tekrar edildikçe çoğalır, güçlenir ve büyür. İşte bu sebeptendir ki; Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Orhun Anıtları’na dair okuduğu kitapta, Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe senin ilini, töreni kim bozabilir  satırlarının yanına,Büyük Nutuk, işte  bu cümleyi anlatmaktadır diye, bizzat kendi el yazısı ile not düşmüştür.
Ne tarihçi, ne de dil bilginiydi. Ama milletin geçmişine yöneliş, onu insanlığın kaynaklarına götürdü. Bütün uygarlıkların kökünü bir ve başlıca dillerin türeyişinde milletin ilk vatanını, aynı kaynak olarak gördü.
Teoriler kurdu, teoriler bıraktı. Fakat şu bir gerçektir ki, bir zaman geldi, Atatürk, dünya yuvarlağı üstünde insanın yüzyıllık macerasını, sanki avucunun içinde seyreder gibi oldu…

Tabii ki Atatürk millî tarihimizin araştırılıp öğretilmesine sadece söz konusu iddialara cevap vermek amacıyla önem vermiş değildir. Millî heyecanın ancak millî tarih şuuru ile kuvvetlenebileceğini bilen Atatürk  iktisadî ve siyasî istiklâle kavuşturduğu milletini manevî istiklâle de kavuşturmak için bu memlekette tarih araştırmalarının gelişmesine büyük önem vermiştir.
Atatürk son yüzyıllarda Türk milletinin geçirdiği badireler sonucunda oluşan kendine güvensizlik duygusunu ortadan kaldırmanın yegâne yolu olarak millî tarih şuurunun canlandırılması gerektiğini Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır. sözü ile pekiştirmiştir.
Türk Tarihini belgelere dayalı olarak tarih yöntembilim ilkeleri çerçevesinde araştırmak, yapılan çalışmaları desteklemek, sonuçları yayınlamak gibi amaçlarla Türk Tarih Kurumu kurulmuştur. Bugün de Türk Gençliği Atatürk’ün gösterdiği yolda ilerlerken en büyük kuvvet kaynağını yine kendi tarihinde bulacaktır.












devamı için : www.orhunyazitlari.com

0 yorum:

Yorum Gönder