Tarih milletlerin dolayısıyla insanlığın
hafızasıdır. Tarih bize geçmişteki olayların nasıl cereyan ettiğini
öğreterek hali dolayısıyla kendimizi ve insanlığı tanıtır böylece geleceğin
nasıl olabileceğine dair ipuçları verir.
Batılılara göre; Türkler
medenî kabiliyete sahip değillerdir. Medenî olamadıkları gibi medeniyet
düşmanıdırlar. Sarı ırka mensup olan Türkler fethettikleri yerlerdeki
medeniyetleri yıkmışlardır. Ayrıca Türklerin yaşadıkları topraklar kendilerine
ait değildir.
Batının ön yargılarla ileri sürdüğü bu iddiaların bir kısmı ülkemizde de tesirini göstermiştir. Türkiye’de epeyce bir dönem tarih
araştırmaları gelişme göstermedi ve tarih yazarlarımızdan büyük bir kısmı
Avrupa tarihlerinden tercümeler yaparak Tarih kitabı yazdıkları için Türklerin
ikinci nevi bir insan tipi olduğu yolundaki yanlış bilgiler memleketimizi de
istila etmiş bulunuyordu. Bu ön yargılı iddialara cevap verebilmek
söz konusu görüşlerin yarattığı olumsuzlukları ortadan kaldırabilmek için
tarihimizin en ince ayrıntılarına kadar araştırılması ve öğretilmesi lazımdır.
Tarihimiz insanlık tarihi kadar eski olmasına rağmen Atatürk'e kadar gerektiği gibi araştırılıp ortaya konulamamıştır.
Kültürdeki süreklilik,
milletin devamlılığı ilkesinin yegane temel taşıdır. Kültür tekrar edildikçe
çoğalır, güçlenir ve büyür. İşte bu sebeptendir ki; Gazi Mustafa Kemal Atatürk,
Orhun Anıtları’na dair okuduğu kitapta, Üstte
mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe senin ilini, töreni kim
bozabilir satırlarının yanına; ''Büyük
Nutuk, işte bu cümleyi anlatmaktadır'' diye, bizzat kendi el
yazısı ile not düşmüştür.
Ne tarihçi, ne de dil bilginiydi ama milletin
geçmişine yöneliş, onu insanlığın kaynaklarına götürdü. Bütün uygarlıkların
kökünü bir ve başlıca dillerin türeyişinde milletin ilk vatanını, aynı kaynak
olarak gördü.
Teoriler kurdu, teoriler
bıraktı. Fakat şu bir gerçektir ki, bir zaman geldi, Atatürk, dünya yuvarlağı
üstünde insanın yüzyıllık macerasını, sanki avucunun içinde seyreder gibi oldu…
Tabii ki Atatürk milli tarihimizin araştırılıp öğretilmesine sadece söz konusu iddialara cevap vermek
amacıyla önem vermiş değildir. ''Milli heyecanın ancak milli tarih şuuru
ile kuvvetlenebileceğini bilen Atatürk iktisadi ve siyasi istiklale kavuşturduğu milletini manevi istiklale de kavuşturmak için bu memlekette tarih
araştırmalarının gelişmesine büyük önem vermiştir.''
Atatürk son yüzyıllarda
Türk milletinin geçirdiği badireler sonucunda oluşan kendine güvensizlik
duygusunu ortadan kaldırmanın yegane yolu olarak milli tarih şuurunun
canlandırılması gerektiğini ''Türk
çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet
bulacaktır'' sözü ile pekiştirmiştir.
Türk Tarihini belgelere
dayalı olarak tarih yöntembilim ilkeleri çerçevesinde araştırmak, yapılan
çalışmaları desteklemek, sonuçları yayınlamak gibi amaçlarla Türk Tarih Kurumu kurulmuştur. Bugün de
Türk Gençliği Atatürk’ün gösterdiği
yolda ilerlerken en büyük kuvvet kaynağını yine kendi tarihinde bulacaktır.
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE !







.jpg)
Tarih milletlerin, dolayısıyla insanlığın hafızasıdır. Tarih, bize geçmişteki olayların nasıl cereyan ettiğini öğreterek kendimizi ve insanlığı tanıtır. Böylece geleceğin nasıl olabileceğine dair ipuçları ediniriz.
YanıtlaSil